Sosyal vermi?tir (Guba & Lincoln, 1994). Pozitivist paradigma

Sosyal bilimlerden söz edilirken bir paradigmadan da söz etmek, akademik dünyada bir düstur haline gelmi?tir. Bu a?amada paradigman?n tan?m? da en az paradigman?n kendine has özellikleri kadar önemlidir. ?lk kez Thomas S. Kuhn, 1962 y?l?nda yazd??? Bilimsel Devrimlerin Yap?s? isimli eserinde farkl? bilimsel yakla??mlar? ifade etmek için paradigma kavram?n? kullanm??t?r. Paradigma, esas ya da öncül prensiplerle ilgilenen temel inanç (ya da metafizik) olarak görülebilir. Benimseyen ki?i için dünyan?n do?as?n? tan?mlayan bir dünya görü?ünü temsil eder (Guba & Lincoln, 1994). Paradigmay? bir bütün haline getiren üç boyuttan söz edebiliriz, bunlar ontolojik, epistemolojik ve metodolojik boyutlard?r. Ontoloji gerçeklik ile, epistemoloji bilgi ile ve metodoloji ise bilginin nas?l elde edilebilece?i ile ilgili olup bir paradigman?n yap?s?n? olu?tururlar. Paradigman?n, ara?t?rman?n gidi?at?n? ve temel esaslar?n? belirleyen bir pusula oldu?u da söylenebilir. Sosyal bilimlerin tarihine bak?ld???nda birbirinden oldukça farkl?, ancak bir o kadar da zengin ve alan? besleyen paradigmalardan söz etmenin mümkün oldu?u gözlemlenebilir. Bu paradigmalara bakt???m?zda kar??m?za s?kl?kla pozitivist, post-pozitivist, ele?tirel ve konstrüktivist paradigma ç?kar. Ontolojik, epistemolojik ve metodolojik olarak birbirinden kimi zaman çok keskin çizgilerle ayr?lan ve farkl? sorulara yan?t veren bu paradigmalar?n her birinin alana k?ymetli katk?lar?n?n oldu?u da yads?namaz. Söz konusu farkl?l?klara de?inmeden önce paradigmalar?n kendine has özelliklerinden ve bunlara yönelik ele?tirilerden bahsetmek isterim.
“Hakim bak??” olarak da nitelendirilen pozitivizm terimi, pozitif ve sosyal bilimlerde biçimsel söyleme 400 y?l boyunca yön vermi?tir (Guba & Lincoln, 1994). Pozitivist paradigma Ayd?nlanma Dönemi’nin etkisi ile ?ekillenen ilk paradigmad?r (Ar?, Armutlu, Tosuno?lu, & Toy, 2009). Dolay?s?yla Ayd?nlanma Dönemi’ne hakim olan rasyonel dü?ünce ve insan akl?n?n rasyonelli?i ilkeleri, pozitivist paradigman?n bel kemi?ini olu?turur. Pozitivist paradigma ara?t?rma hipotezini do?rulamaya ve sonuçlar? matematiksel birer formül halinde kaydetmeyi düstur edinmi? bir paradigma iken postpozitivist paradigma ise, hipotezi yanl??lama yöntemini seçen bir paradigmad?r. Ayn? dönemde deney ve gözleme atfedilen önem sebebiyle pozitif bilimlerin de yükseli?inden söz edilebilir. Bu dönemde edebiyata bakarsak ?ayet eserlerde güçlü bir realizm ve psikolojik çözümleme hakimdir. Dolay?s?yla pozitivizmin, dönemin ruhunu da özümseyen do?al bir sonuç oldu?u da iddia edilebilir.
Pozitivizme ve pozitivist ontolojiye göre, bilginin de?eri bir konuya getirdi?i çözüm ?????nda de?il, kendi içinde ne derece tutarl? oldu?u ve ne ölçüde deneyle do?rulanabilir oldu?u ile belirlenir. Bu a?amada sosyal bilimler gibi toplumsal, gözlenebilse dahi deneyle incelenip do?rulanamayan, deney yap?lsa dahi birey faktöründen ötürü tümevar?ma elveri?li olmayan bir bilim alan?, pozitivizmin s?n?rl?l???nda gezinmektedir. ?eylerin bilgisi geleneksel olarak zaman ve ba?lamdan muaf, baz?lar? neden-etki yasalar? halini alan genellemeler ?eklinde özetlenmi?tir (Guba & Lincoln, 1994, s. 109). Zaman ve ba?lamdan yoksun olma hali, tarihselli?i ve yorumsamay? göz ard? etmesi sebebiyle sosyal bilimler aç?s?ndan büyük bir eksikliktir. Pozitivist paradigma, sistemleri; hiyerar?ik bir düzende s?ralanan, parçalar? aras?nda birbiri ile nedensellik ili?kisi bulunan, genellemeler ve yasalar arac?l???yla davran??lar? kestirilebilen yani mekanize bir evreni olu?turan unsurlar olarak aç?klamaktad?r (Ar?, Armutlu, Tosuno?lu, & Toy, 2009, s. 117).
Epistemolojik aç?dan bakt???m?zda ise pozitivist paradigma, deneye tabi olabilen, bilinebilir ve do?rulanabilir bilginin hakikat oldu?unu iddia eder. Dolay?s?yla olgusal olmayan herhangi bir bilgi türünü metafizik olarak isimlendirmeye bir meyil gözlemlenebilir. Pozitivizme göre do?a yasalar?n? ve önceden var olan örüntüleri ke?fetmeye çal??an ara?t?rmac?, gözlenenden kesin s?n?rlar ile ayr?lm?? olup tamam?yla nesneldir, çünkü bilim her türlü de?erden ba??ms?z var olan gerçekli?i anlamaya çal??maktad?r (Ar?, Armutlu, Tosuno?lu, & Toy, 2009, s. 117). Dolay?s?yla pozitivizm bir taraftan da d??sal bir bak?? ile bilimi ve insan? iki keskin uca sürekler; insan tabiat?n? ve faktörünü ara?t?rman?n nesnelli?i ba?lam?nda bir öncül olarak ele almaz. Çünkü bu paradigmada gerçeklik nomotetiktir ve ampirik olarak bellidir. Öte yandan pozitivist paradigma insan davran??lar?n? toplumun, kurumlar?n ve yap?n?n belirledi?ini öne süren deterministik bir bak?? aç?s? ile ele al?r. Bundan hareketle bilgi üretim sürecinde de?er yarg?lar?n?n hesaba kat?lmad???n? söylemek de mümkündür.
Metodolojik aç?dan ise pozitivist paradigma öncelikli olarak nicel ara?t?rma yöntemlerini bilgi üretiminde merkezi bir konuma yerle?tirir. Pozitivist ara?t?rmac?larca s?kl?kla kullan?lan metodolojiler do?rulay?c? analizi, nomotetik deneyleri, nicel analizleri, laboratuvar deneylerini ve tümdengelimi içerir (Aliyu, Bello, Kasim, & Martin, 2014, s. 82). Pozitivist paradigmada, dolay?s?yla, tümdengelim yapan, kuramlar? do?rulama amac? güden bir ara?t?rma sürecinden söz edilebilir.  Bunun yan? s?ra, insan faktörünü ele almad??? için, pozitivist paradigma herhangi bir yorumsamac? ya da diyalektik yakla??ma yana?maz. Bundan hareketle sosyal bilimler çerçevesinden bak?ld???nda, özellikle toplum, kültür ve birey ile ilgili ara?t?rmalarda pozitivist paradigman?n nispeten daha az kullan??s?z oldu?u iddia edilebilir. Zira insan?n merkezi konuma al?nd??? sosyal bilimlerde, insan faktörü pozitivist paradigmada oldu?u gibi çevresel bir konumda ele al?namayaca?? için nitel ara?t?rma yöntemlerine ihtiyaç duyulur. Ayn? ?ekilde pragmatist bir duru? ile sosyal bilimlere ili?kin ara?t?rmalarda nitel ve nicel yöntemler iç içe kullan?labilir.
Postpozitivist paradigma, pozitivist paradigmaya bir ele?tiri olarak do?mu?tur. Gözlemcinin di?er bir ifade ile ara?t?rmac?n?n ara?t?rma sürecindeki etkisi ve nesnelli?inin sorgulanmas?na yol açan Einstein’?n “Görelilik Kuram? ve Heisenberg’in “Belirsizlik ?lkesi” gibi baz? fizik kuramlar?n?n etkisi ile pozitivist paradigmadan postpozitivist paradigmaya bir dönü?üm gerçekle?mi?tir (Ar?, Armutlu, Tosuno?lu, & Toy, 2009, s. 114). Özellikle Karl Popper’?n s?nanabilirlik ve yanl??lanabilirlik üzerine olan tart??malar? postpozitivizmin bel kemi?ini olu?turur. Sonras?nda ise Paul Feyerabend Yönteme Kar?? (2017) isimli eseri ile pozitivist paradigman?n Bat? akl? ve kültürünün bir sonucu oldu?unu ve niçin hakiki bilgiye bizleri ula?t?ramayaca??n? aç?klayarak postpozitivist paradigmaya yönelik en önemli eserlerden birini kazand?r?r. Bu dönü?ümle pozitivist bilimin “do?ru” anlay??? ve “hakiki bilgi” tan?m? da sorgulanmaya ba?lam?? ve bilginin insan olarak ara?t?rmac?n?n yorumunun ve kültürel art alan bilgisinin bir sonucu oldu?u için nesnellikten söz edilemeyece?i gündeme gelmi?tir. Sosyal bilimler ba?lam?nda yorumland???nda ise bu durum nicel ara?t?rma yöntemlerinden nitel ara?t?rma yöntemlerine bir yönelme anlam?na gelir. Pozitivizmde hiyerar?ik olarak kabul edilen, nedensellik içeren genellemelerin yerini postpozitivizmle birlikte heterar?ik, öngörüye kapal?, etkile?im gerektiren yap?lar al?r. Dolay?s?yla evreni bir bütün olarak, tümevar?m ile incelemek postpozitivist paradigmaya göre mümkün de?ildir, zira evrendeki her parça etkile?im içindedir. Postpozitivizmin bu etkile?imsel ve bütüncül anlay???, ara?t?rma konusu olan ki?i, toplum ve kültürlerin ve bunlar aras?ndaki ili?kilerin ancak nitel ara?t?rma yöntemleriyle incelenmesini mümkün k?lm??t?r. Postpozitivist paradigma pozitivist paradigman?n aksine bilgilerin do?rulanabilirli?inden de?il, yanl??lanabilirli?inden söz eder ve bulgular?n? yasala?t?rmaya ya da genelle?tirmeye çabalamaz.
Ontolojik olarak postpozitivizm t?pk? pozitivizm gibi gerçekli?in mevcut oldu?unu kabul eder; ancak pozitivizmden farkl? olarak ele?tirel realizmden ve düalizmden beslenir. Ele?tirel realizm, insan?n art?k ara?t?rma sürecinde aktif bir özne olarak kabul etmekten ve evrene dair bilgilerimizin kusurlu oldu?undan dolay? kusursuz bir bilgiye ula?amayaca??m?zdan ileri gelen, nispeten agnostik bir seçimdir. ?eylerin bilgisi postpozitivizm ile birlikte zaman ve ba?lamdan ba??ms?z de?il, zaman ve ba?lam ile etkile?im içinde ele al?n?r. Bunun ba?l?ca sebebi postpozitivistlerin kültür, toplum ve insan? da ara?t?rma sürecine dahil etmesinden gelir.
Epistemolojik olarak bak?ld???nda ise postpozitivizmin düalizm ve objektivizmden yararland??? görülür. Düalizm devam ettirilmesi mümkün olmad??? için önemli ölçüde terk edilmi?tir, ancak objektivizm “düzenleyici erek” olarak kullan?lmaya devam edilmi?tir; ele?tirel gelenekler ve ele?tirel toplum gibi objektivizmin d??sal koruyucular?na özel önem atfedilmi?tir (Guba & Lincoln, 1994, s. 110). Bununla beraber insan faktörü art?k bilimsel ara?t?rmalarda merkezi bir konuma ta??nm??t?r ve dolay?s?yla bilgi ve insan pozitivizmde oldu?u gibi iki keskin uca sürüklenmemi?, iç içe görülmü?tür. Postpozitivizmde bilgi yorumlan?r ve olu?turulur bu do?rultuda da evrensel yasalar yerine duruma özgü aç?klamalar getirilir (Y?ld?r?m ve ?im?ek, 2006:32; Neuman, 2003:91; ?im?ek, 1994:4; aktaran Tierney,1988:226; Lincoln ve Guba,1985:37) (Ar?, Armutlu, Tosuno?lu, & Toy, 2009, s. 117). Postpozitivizmde bilim insanlar?n?n “insan” olarak kabul edilmesiyle beraber, bilgide de kusur ve hatalar?n olabilece?i kan?s?na var?ld?. Dolay?s?yla bir ara?t?rma sonucu elde edilen bulgular?n “muhtemelen do?ru” olabilece?i görü?ü postpozitivistler aras?nda yayg?nla?t?. Bu, bilginin birikerek halinde ilerlemesi görü?ü ile taban tabana z?t olmakla kalm?yor, ayn? zamanda her yeni ara?t?rmada elde edilen yeni bulgular ile mevcut bilginin ba?tan in?a edilebilece?ini de vurguluyor. Dolay?s?yla pozitivizmdeki lineer bir çizgide ilerleyen bilgi kavram?n?n da terk edildi?ini görüyoruz.
Metodolojik olarak postpozitivizmin getirdi?i bütüncül yakla??m, nicel ara?t?rmalardan farkl? olarak nitel ara?t?rmalarda, ara?t?rmaya konu olan ki?ilerin sosyal kültürel ortam içindeki örüntü ve ili?kilerini anlamay? mümkün k?lmaktad?r (Daymond ve Holloway, 2003: 5; Ak?it, 1997: 70) (Ar?, Armutlu, Tosuno?lu, & Toy, 2009, s. 121). Bu bütüncül yakla??m? ise ele?tirel ço?ulculuk, hipotezlerin yanl??lanmas? ve ayn? zamanda nitel ara?t?rma yöntemleri ile sa?lar. Metodolojik olarak ço?ulculu?un benimsenmesi, pragmatik bir görü? ile ayn? anda birden fazla metot ve yöntemin kullan?m?n? ifade eder ve üçgenleme olarak da bilinir. Ço?ulculuk sayesinde yürütülen ara?t?rmaya tek bir perspektiften de?il, birden çok perspektiften, farkl? ele?tirel bak?? aç?lar? ile bak?labilir. Örne?in, medyada kad?n kelimesinin kullan?m? üzerine olan bir ara?t?rma için hem içerik analizi hem de söylem çözümlemesi yap?lmas? ara?t?rmac?ya yaln?zca kelimenin kullan?m s?kl???n? de?il, ayn? zamanda kelimenin nas?l bir söylem ba?lam?nda kullan?ld???n?n da bilgisini verir ve daha derin bir incelemenin kap?lar?n? açar. Ancak pozitivist paradigma taraf?ndan nitel ara?t?rma yöntemlerini de kullanmas? sebebiyle ele?tirilir, postpozitivist bilgi pozitivistlerce de?erli görülmez.
“Ele?tirel teori” kavram?, Marksizm, feminizm, materyalizm ve kat?l?mc? ara?t?rma gibi çok say?da alternatif paradigma dizisini belirten ?emsiye bir ifadedir. Asl?nda ele?tirel teori postyap?salc?l?k, postmodernizm ve bu ikisinin birle?imi olmak üzere üç alt dala ayr?labilir (Guba & Lincoln, 1994, s. 109). Paradigman?n kayna?? 1930’lu y?llarda Hitler fa?izminden kaç?p ABD’ye yerle?mek zorunda kalan bir grup dü?ünürden olu?an Frankfurt Okulu’dur. Okula mensup dü?ünürlerden baz?lar? Walter Benjamin, Jürgen Habermas, Theodor Adorno, Max Horkheimer ve Herbert Marcuse’dir. Ad?ndan da anla??laca?? üzere, ele?tirel kuram?n ç?k?? noktas? esasen ele?tiridir ve ele?tiri-merkezli kurgulanmas? nedeniyle hem klasik pozitivizmin hem de felsefi bir izdü?ümü olmas?na ra?men ortodoks Marksist gelene?in ele?tirisini yapmaktad?r (Emeklier, 2011, s. 155).
Ontolojik olarak ekonomik, sosyal, kültürel, toplumsal cinsiyet ve de?erlere içkin olmas? sebebiyle ele?tirel teorinin de?er odakl? bir yakla??m oldu?unu söyleyebiliriz. Söz konusu de?erler özellikle Frankfurt Okulu’nun da etkisi ile Marksizm üzerinden belirlenir. Marx’?n ekonomi politik ele?tirisi, asl?nda ‘bilim’ maskesine bürünmü? bir ideolojinin ele?tirisiydi ve bu ele?tiri Frankfurt Okulu dü?ünürlerinin metodoloji konusundaki yakla??mlar?na temel olu?turmaktayd?. Bu dü?ünürlerin yapt??? ?ey, bir bak?ma, Marx’?n ekonomi politik ele?tirisini sosyolojik pozitivizmin ele?tirisine uyarlamaktan ibaretti (Balk?z, 2010, s. 3). Dolay?s?yla Ele?tirel Teori’nin pozitivist yakla??m?n deneyselcili?ine, gözlenebilir, yasala?m?? olan bilgiyi hakiki bilgi olarak kabul etmesine itiraz eder. Çünkü tarihsel materyalizmi benimseyen Ele?tirel Teori’ye göre gözlemlenebilirlik, gözlenmesi mümkün olmayan tarihi bilgiyi ve insan ili?kilerini göz ard? etmek anlam?na gelir.
Dolay?s?yla pozitivist yakla??m?n olgusal bir tahakküm buyuran metodolojik ele?tirisinden hareket eden Ele?tirel Teori, as?l olarak öznel bir epistemoloji ve diyalektik bir metodoloji ile bilgi üretimini destekler. Öznelli?i ön plana ç?karmas? ve nesnelli?e bak??? anlam?nda bu paradigma postpozitivist paradigma ile kesi?im içindedir. Ancak postpozitivizmin ele?tirel realist ontolojisi Ele?tirel Teori’de tarihi realizm olarak kar??m?za ç?kar. Postpozitivizmde kusurlu bulunan bilgi anlay???n?n, Ele?tirel Teori ile zaman içinde olu?an ve toplumsal, siyasal, ekonomik bir tak?m de?erler ile ?ekillendi?ini iddia edilir. Ayn? ?ekilde ara?t?rmac? ve ara?t?rma konusu aras?nda ba? kuran ve bunlar aras?nda kati bir ili?ki oldu?unu savunmas? aç?s?ndan Ele?tirel Teori ve postpozitivizm yine kesi?ir. Pozitivist metodolojiye ise Adorno sosyal bilimleri ele?tiri getirmi?tir. Empirizm, veriyi (olguyu) öne ç?kart?r, akl? de?il. Burada ak?l olgulara tâbi k?l?n?r ve ikincille?tirilir. Adorno, toplum hakk?nda yap?lacak bir analizin yaln?zca empirik bulgulara dayand?r?lamayaca??n? ileri sürer. Adorno’ya göre, sosyal dünyan?n incelenmesi söz konusu oldu?unda özne nesne ayr?m?, statükonun mutlakla?t?r?lmas? ve dolay?s?yla me?rula?t?r?lmas? sonucunu do?urur. O, buradan giderek, do?a bilimlerinin yöntem kurallar?yla çal??an pozitivist sosyolojiyi politik bir ideoloji olarak nitelendirir (aktaran Balc?, Bryant, 1985:122). Habermas ise pozitivist epistemolojinin bilginin ba??ms?zl???n? önceleyen savlar?n? reddetmekte, bilgi ile ç?kar aras?nda her zaman amaçsal ve i?levsel bir ili?ki oldu?unu belirtmektedir (Emeklier, 2011, s. 156).
Ele?tirel Teori’nin metodolojik olarak benimsedi?i diyalektik Hegel’den hareketle olu?turulmu?tur. Hegel’in diyalekti?ine göre ise söz konusu toplum ya da insan ili?kileri ba?lam?nda gerçek bir bilgi olamaz; gerçek bilgi ancak gerçek olarak sunulan?n ötesine geçildi?inde ve sözde gerçe?in tahakkümünden kurtulma ba?ar?s? sa?land???nda ula??labilir hale gelir. Dolay?s?yla Ele?tirel Teori’de gerçeklik ele?tirme gücü ve mevcut dünyay? de?i?tirebilme yetisi ile do?ar. Ele?tirel analiz, epistemolojinin metodolojiye indirgenmesini reddeder. Ço?u sosyologun ‘bu olguyu kan?tlamak nas?l mümkündür?’ diye sordu?u yerde, ele?tirel teori ‘olgu nedir?’ diye sorar. Olgusall?k, pozitivist sosyolojide, bütünsellikten soyutlanarak tikelle?tirilirken, ele?tirel sosyolojide o, tam tersine bütünsellikle irtibatland?r?l?r (Balk?z, 2010, s. 17). Bütünselli?e yap?lan vurgu pozitivizme temelden bir ele?tiri iken postpozitivizm ile bir kesi?im noktas? iken, olgular?n bilinemezli?inin ifadesi Ele?tirel Teori’yi postpozitivizmden de ay?r?r. Zira postpozitivizmde gerçek bilgiye ula??labilece?i, ancak bunun kusurlu olaca?? görü?ü hakimdi; Ele?tirel Teori’de ise gerçek bilgiye ula?ma çabas?na giri?meden önce bilginin tan?m? ve s?n?rlar? belirlenmelidir.
Konstrüktivizm terimi ontolojik realizmden ontolojik görelilik yönündeki hareketi ifade eden, bir ayr?lma varsay?m?d?r (Guba & Lincoln, 1994, s. 109). Fikir öncüleri olarak ise Friedrich Kratochwil, Nicholas Onuf, John Ruggie ve hiç ku?kusuz bu teoride ilk akla gelen isim Alexander Wendt konstrüktivizmin kurucu teorisyenleri olarak s?ralanabilir (Emeklier, 2011, s. 161). Ontolojik bak?? aç?s?ndan da anla??labilece?i üzere konstrüktivizm, sosyal gerçeklik ve de?erlerin, dinamiklerin bireyler taraf?ndan in?a edildi?ini ve bilginin öznelli?ini öne ç?kar?r. Bu aç?dan pozitivizm ile ayr?lan ve postpozitivizm ve Ele?tirel Teori ile kesi?en konstrüktivizm, insan? ara?t?rma sürecinde ba??ms?z bir de?i?ken olarak ele almaktad?r. Yap?salc? realizmin etkilerini de hissedebildi?imiz paradigma, yap?n?n aktörler üzerindeki etkisini sorgular ve bu etkinin yönlendiricili?i üzerine tart??malar yürütür. Konstrüktivizme göre yap?n?n birey üzerindeki etkisi s?n?rl?d?r. Dolay?s?yla yap? bireyi de?il, birey yap?y? in?a eder ve ayn? ?ekilde yap?dan da etkilenir. Bir yap? olarak bilgi de insan ürünüdür. Gerçe?i in?a etme ya da biçimlendirme sürecinde etkile?im ve ileti?imin rolüne daha fazla önem verir (Aliyu, Bello, Kasim, & Martin, 2014).Yap?lar ise t?pk? gerçeklikleri gibi de?i?tirilebilir (Guba & Lincoln, 1994, s. 111). Dolay?s?yla kesin ve hakiki bir do?rudan, pozitivizmde oldu?u gibi birikerek ilerleyen bir bilgiden söz etmek mümkün de?ildir. Zira aktif olarak birey ve yap?n?n etkile?imi sonucu mevcut dinamiklerde de?i?im de görülebilir. Tüm bunlar?n bir getirisi olarak ise öznellik ve nitel ara?t?rma yöntemlerinin kullan?m? konstrüktivizmde ön plana ç?kar.
Konstrüktivizmde ara?t?rma ve ara?t?rmac?n?n birbirleri ile ili?ki içinde ve hatta birbirleriyle ba?lant?l? olmas?, epistemolojik aç?dan Ele?tirel Teori’yi ve postpozitivizmi an?msat?r. Ancak konstrüktivizmde Ele?tirel Teori’de oldu?u gibi de?er odakl? bir yakla??mdan ya da postpozitivizmde oldu?u gibi objektivist bir bak?? aç?s?ndan söz edilemez. Konstrüktivizm epistemolojik olarak bulgular?n da insan ürünü oldu?unu söylerken onlara da bir özerklik atfeder. Bilgi konstrüktivizmde insana ba?l? oldu?u kadar insan ba??ms?zd?r da. Öte yandan bilginin de bir in?a olarak kabul edilmesi genelleme yapmay? ve yasala?t?rmay? engeller. Bu da konstrüktivist paradigmay?, pozitivist, postpozitivist ve Ele?tirel Teori’den farkl? k?lar.
Metodolojik aç?dan bak?ld???nda ise konstrüktivizmin yorumsama ve diyalektik yöntemler benimsendi?i görülür. Yani konstrüktivist paradigma, anlamac? (konvensiyonalist) epistemoloji ile in?ac?/yorumlay?c? ontolojik yakla??mlar?n temel al?nd??? bir metodolojik duru?a kar??l?k gelmektedir (Ku?, 2007, s. 21). Bunun sebebi bireyin ötesinde bir bilginin varl???n?n reddidir. Dolay?s?yla konstrüktivist paradigman?n ara?t?rma yöntemleri insandan hareketle bilgiye ula?may? sa?layacak yöntemlerdir. Bu sebeple kat?l?ml? gözlem, derinlemesine mülakat, odak grup görü?mesi, söylem çözümlemesi gibi akla ve sezgiye dayal?, birey temelli ara?t?rma yöntemlerinin kullan?ld??? görülür. Bu aç?dan pozitivizm d???nda kalan postpozitivizm ve Ele?tirel Teori ile benzerlik gösterir. Daha genel bir bak?? ile Guba ve Lincoln’e göre (1994),
Pozitivizmde genç ara?t?rmac?lar, öncelikle ölçüm ve nicel ara?t?rma yöntemleriyle ilgili olarak e?itilirler. Post-pozitivizmde ise gençler, pozitivist e?itime ilave olarak nitel metotlar? da ö?renirler. Ele?tirel teori ve in?ac?l?kta ise gençler, bilimin yayg?n görü?ünün ortaya ç?kard??? önceki isteklerinden kurtulmal?d?rlar. Ö?renciler paradigma farkl?l?klar?n? anlamal? ve bu ba?lamda nicel ve nitel ara?t?rma metotlar?na hakim olmal?d?rlar. “Bu, öncelikle gereklidir; çünkü diyalojik / diyalektik / hermeneutik metodolojideki rolleri bunu gerektirir” (aktaran Ku?, 2007, s.22).
Sonuç olarak, pozitivizm ve postpozitivizm, Ele?tirel Teori ve konstrüktivizm aras?nda net ayr?mlar, ontolojik, epistemolojik ve metodolojik ba?lamda kesin çizgiler oldu?u söylenebilir. Postpozitivizm, Ele?tirel Teori ve konstrüktivizm ise bireyi bilgi üretim sürecinde aktif bir konuma yükseltmeleri anlam?nda benzerlik gösterseler de genel olarak epistemolojik ve metodolojik aç?dan farkl?l?k gösterirler. Postpozitivizm kusurlu da olsa hakiki bilginin varl???n? kabul ederken Ele?tirel Teori bu görü?ü reddeder. Konstrüktivizm ise bilginin de insan ürünü oldu?unu ve zamanla de?i?ebilece?ini savunur. Metodolojik olarak ise pozitivizm haricindeki paradigmalar nitel yöntemleri ara?t?rmalar?nda kullanmay? ye?lerler. Postpozitivizmde hem nitel hem de nicel yöntemlerin bir arada kullan?labildi?i bir çokluktan söz edebiliriz. Ele?tirel Teori ve konstrüktivizm ise diyalektikten yararlan?rlar. Ancak konstrüktivizm bilginin birey ile ba?lant?l? mevcudiyetini savunmas?ndan ötürü yorumsama da kullanarak süreci derinle?tirir. Ontolojik, epistemolojik ve metodolojik aç?dan her biri farkl?l?k gösterse dahi paradigmalar?n kendi dönemleri ve kullan?ld?klar? ara?t?rmalarda bulgulara ula?mada sa?lad?klar? k?ymet yads?namaz.
Kaynakça
Aliyu, A. A., Bello, M. U., Kasim, R., & Martin, D. (2014). Positivist and Non-Positivist Paradigm in Social Science Research: Conflicting Paradigms or Perfect Partners? Journal of Management and Sustainability, IV(3), 79-95.
Ar?, G. S., Armutlu, C., Tosuno?lu, N. G., & Toy, B. Y. (2009). POZ?T?V?ST VE POSTPOZ?T?V?ST PARAD?GMALAR ÇERÇEVES?NDE METODOLOJ? TARTI?MALARININ YÖNET?M VE PAZARLAMA ALANLARINA YANSIMALARI. H.Ü. ?ktisadi ve ?dari Bilimler Fakültesi Dergisi, 27(1), 113-141.
Balk?z, B. (2010). Frankfurt Okulu ve Ele?tirel Teori: Sosyolojik Pozitivizmin Ele?tirisi. ?zmir, Türkiye.
Emeklier, B. (2011). Uluslararas? ?li?kiler Disiplininde Epistemolojik Paradigma Tart??malar?: Postpozitivist Kuramlar. Bilge Strateji, II(4), 139-184.
Guba, E. G., & Lincoln, Y. S. (1994). Competing Paradigms in Qualitive Research. Thousand Oaks, CA: Sage.
Ku?, E. (2007). Sosyal Bilim Metodolojisinde Paradigma Dönü?ümü ve Psikolojide Nitel Ara?t?rma. Türk Psikoloji Yaz?lar?, X(20), 19-41.